Alışveriş Çılgınlığı

Alışveriş Çılgınlığı

Son yıllarda insanlardaki alışveriş isteğinin artık sadece ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde bir alışveriş çılgınlığı haline geldiğini düşünüyorum. İnsanların ihtiyaçları, istekleri bitmez. Bu yüzden insanlık varolalı ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaparlar. Ama son yıllarda bunda büyük artık yaşandığını düşünüyorum.

Alışverişlerdeki bu artış neden oldu diye düşündüm. Sanırım alışverişlerdeki bu artışın bir değil, bir çok sebebi var. Ürün çeşitliliğinin artması, mallara erişebilirliğin kolaylaşması, alışveriş merkezi (AVM) sayısının artması, internet alışverişlerinin yaygınlaşması, hükumetlerin tüketime dayalı büyüme modelini tercih etmeleri rekabetin yoğunlaşması ile fiyatların ucuzlaması, vs. nedenler alışveriş sayısı ve hacminin coşmasına ve adeta bir alışveriş çılgınlığı oluşmasına sebep oldu.

Günümüzde mağaza vitrinlerini süsleyen, internetteki e-ticaret sitelerinin sayfalarında boy gösteren albenili ürünleri almadan direnmek gerçekten güç. Telefon almaya direnseniz bilgisayar almaya direnemiyorsunuz. Araba almaya direnseniz ayakkabı almaya direnemiyorsunuz.

Alışverişin böyle yaygınlaşması ticaretin gelişmesine olumlu etki ediyor hiç şüphesiz. Ticaretin gelişmesi de üretimin artmasına, istihdamın gelişmesine ve toplumsal refah seviyesinin artmasına katkı yapıyor. Ben alışveriş artışının özellikle istihdamın gelişmesine katkı yapmasına seviniyorum. Özellikle e-ticaret hacminin artması Sanal Komisyoncu gibi mal satışı yapan işadamlarının internete yönelmelerini, yatırım yapmalarını sağladı. Ki sanalkomisyoncu.com gibi e-ticaret siteleri bu yatırımların eserleri. Bugün sanalkomisyoncu.com gibi e-ticaret siteleri ciddi bir ticaret hacmine ulaştığı gibi çalıştırdıkları elemanlarla da istihdam yaratıyorlar. Binlerce insan bugün e-ticaret sitelerinin faaliyetleri sayesinde iş bulmuştur.

İşsizliğin ne kadar kötü olduğunu ve herkesin bir işe ihtiyacı olduğunu anlayabilmek için empati yapmak yeterli olur mu bilemiyorum. Ben bunu birkaç sene önce çalıştığım şirket kapandığında 7-8 ay işsiz kaldığımda anladım. O dönem kesinlikle hayatımın en zor dönemiydi diyebilirim. İş için başvurduğum şirketler olumsuz dönüş bile yapmıyorlardı. Elimdeki 3-5 kuruşluk birikimim bitmişti. Kirayı ve su-elektrik faturalarını bile ödemez hale gelmiştim. Borçlanmak istiyordum ama kimse borç vermiyordu. Bankadan kredi çekmek zorunda kaldım ama taksitlerini ödeyemedim tabii. Anlayacağınız perişan oldum. Oysa topu topu 7-8 işsiz kalmıştım. Bir arkadaşım çalıştığı firmada eleman arandığını öğrenince beni önermiş sağolsun onun sayesinde iş bulabildim. Ama iş bulduktan sonra da düze çıkmam kolay olmadı. Biriken borçlarımı ödeyebilmek için arabamı satmak zorunda kaldım. Yeniden araba alabilmem ise 3 senemi aldı.

Ben işsizliğin ne kadar yakıcı bir dert olduğunu çok acı bir deneyimle öğrendim. Bu yüzden Sanal Komisyoncu gibi yatırım yaparak iş hayatına katkı yapan, istihdam yaratan işadamlarına toplum olarak çok şey borçlu olduğumuzu, toplum refahına katkı yaptığını düşünüyorum. Bununla beraber Sanal Komisyoncu’nun istihdama yaptığı katkıdan bile daha büyük katkısı ticareti ve mal satışını, satış yapmak isteyen herkese açması… Bu bence müthiş birşeydir. Sanal Komisyoncu’nun oluşturduğu sistem sayesinde artık ürün satmak isteyen herkes ticaret hayatına girebiliyor, malını satabiliyor. Mal satışı da doğal olarak bu satıcıların ekonomik refah seviyesini yukarı çekiyor. Sanal Komisyoncu‘nun sistemi varken “geçim zorluğu çekiyoruz” cümlesi söylenmemeli artık…

Sadık Karaca

Related Posts

Bir cevap yazın

(Mail adresiniz yayınlanmayacak) ( işaretli alanlar zorunludur)

casino metropol casino maxi